Ana Sayfa Hakkımızda Foto Galeri Video Galeri Z.Defteri İletişim
KIYI KUMULLARIMIZI NASIL KULLANIYORUZ
Daha önceki yazımda “kıyı kumullarının önemi” başlıklı yazımda kıyı kumullarımızın ne kadar değerli olduğunu vurgulamıştım.
23/07/2020 - 12:16
Prf. Dr.TURAN USLU

 Taşıdığı bu değerlere rağmen ülkemizde kıyı kumullarımızın nasıl kullandığına baktığımızda kumullarımızın sahibinin ve sorumlu bir kurumunun olmadığını görmekteyiz.

1950 öncesine ait özellikle Karadeniz kumullarında 2. Dünya savaşında Alman istilasına karşı yapılan beton askeri mevzileri görmekteyiz. Yine bu yıllardan itibaren ve zamanımızda da askeri tatbikat ve deniz çıkarma tatbikat alanları olarak kumullarımızın kullanıldığını görmekteyiz.

1950’li yıllara kadar kumullarımız özellikle kış aylarında hayvan otlatma yeri, çobanların geceleri ısınma ve gündüzleri yemeklerini pişirme amacıyla odunsu bitkilerinin yakıldığı alanlar idi.

1950’li yıllarda traktörün yaygın bir şekilde Türkiye’ye girmesi ile kumulların da tarlalara dönüştürüldüğünü ve çok killi tarla toprakları ile karıştırılmak amacıyla kumullardan kum alındığını biliyoruz. Birçok kumulumuzda da seraların yapıldığını görüyoruz. Antalya-Alanya-Gazipaşa arasındaki ilk karayolu birçok yerde kumullar üzerine yapılmış. 1990 ve 2000’li yıllarda istimlâk parasından kaçan Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2’nci yol da iç kısımlara değil, aynı yola paralel olarak deniz tarafına yapıldı ve birçok kumul alanında geri dönülmez tahribat yaptı. Aynı hatayı 2000’li yıllarda Samsun-Artvin arasındaki çift yolun yapımında bazı büyük kumul ekosistemlerinin yok edilmesinde görüyoruz.

1950’li yıllardaki birkaç deneme ağaçlandırmalarından sonra İlk geniş çaplı kumul tahribatları, 1960’lı yıllardan itibaren kumul ağaçlandırmaları ile başladı. Ülkede ağaçlandırılacak alan bulamayan Orman Bakanlığı’nda bu yıllarda, kumulları ağaçlandırmak moda oldu. Bu ağaçlandırmalardan önce kumulların doğal bitki örtüleri makinelerle temizlendi ve daha sonra da büyüyen ağaçların gölgeleri doğal türlerin tekrar çıkmalarına izin vermedi. Maalesef Orman Fakültesi eski profesörleri de bu ağaçlandırma işine öncü oldular. Rüzgâr erozyonu nedeniyle ağaçlandırma yaptığını söyleyenler, daha sonra Belek ve Derme gibi yerlerde dikilen bu ağaçların turizm amacıyla kesilmelerinde sessiz kaldılar. Bu çerçevede Adana, Karataş’ta Akyatan ve Mersin, Tarsus’ta Turan Emeksiz kumul ağaçlandırmaları yapıldı. Antalya, Kaş’ta Patara ve Muğla, Fethiye’de Kumluova kumul ağaçlandırmaları yapıldı. İstanbul, Çatalca’da Terkos ve Sinop’ta Sarıkum kumul ağaçlandırmaları yapıldı. Daha sonraları bu ağaçlandırma işine başka kurumların da merak sarıp, küçük çapta kumul ve plajlarımızda ağaçlandırmalar yaptığını görüyoruz. 1960’lı yıllardan sonra yapılan barajlar ise, artık denize toprak malzemesinin gelmesini engelledi, yani kumullarımızı oluşturan kaynak olan toprağın taşınma yolunu kesti.

Kumullarımız üzerindeki daha büyük tahribatlar ise 1980’li yıllarda başlamıştır. Çıkan turizm kanunu ile kumullar kıymetlenmiş ve oteller yapılmaya başlanmıştır. 1980 öncesi kumullarda görülen çardak, çadır, kulübe ve büfe ve lokantaların yerini daha sonraları yazlık evler, oteller vb.  aldı. Yazlık ev yapımındaki nedenlerden birincisi artan nüfusun yazlık ev gereksinimini karşılaması ve ikinci neden ise ülkedeki enflasyondan korunma için bu evlerin yatırım aracı olarak görülmesidir. Bu yazlık evlerin büyük kısmı, yine kumullardan alınan kumlar ile inşa edildi ve pek çok kumulumuzdaki kum tepeleri bu amaçla yok edildi. Birçok kumulumuzun bulunduğu denizlerden de kum alımı da kumullarımızı etkilemektedir. Aynı yolun başlarını yaşayan Fransa’nın, yazlık evler için çok yüksek vergiler getirerek kumullara yazlık ev yapımının yolunu keserek kumulların korunmasını Türkiye yapamadı.

Yazlık evlerin yoğun olarak yapıldığı yerler Mersin, Antalya, Aydın, İzmir, Balıkesir, Edirne, Sakarya ve Samsun’da kumullar üzerinde bu inşaatların yıkıcı etkileri oldu. Diğer illerde de aynı yıkımlar giderek çoğalmaktadır. Antalya, Aydın ve İzmir başta olmak üzere birçok ilimizdeki kumullar otellere tahsis edildi. 1980’li yıllardan sonra kumullar üzerinde artan nüfusa bağlı olarak çiğnenmeye hassas kum bitkilerini önceleri sadece hayvanlar çiğnerken, artık insanlar ve araçlar tarafından çiğnenmeye başlandı. Hatta bu kadar çiğneme az bulunup örneğin Sakarya, Karasu kumullarında otomobil rallisi yapıldı. Aynı çerçevede kumullarımız plaj futbolu ve plaj voleybolu alanları ve yamaç paraşütü yapanların iniş alanları oldu.

1990’lı yıllarda Antalya, İzmir, Muğla ve Tekirdağ başta olmak üzere kıyı kumullarımız üzerinde bu otellerin golf alanları yapıldı veya planlandı. Bugün kıyılarımızda ve bu arada kumullarımız üzerinde planlanmış birçok golf alanı bulunmaktadır.

Son yıllarda yoğun yerleşmelerin sonucu örneğin Bursa, Yeniköy kumulunda olduğu gibi kumullarımız çöp alanları olarak ta kullanılmaya başlandı. Veya Şile’de olduğu gibi kanalizasyonların geçtiği ve denize aktığı alanlar oldu.

Kumullarımız son yıllarda deniz kirliliklerinden de nasibini almaya başladı. Örneğin Mersin, Tarsus’taki soda fabrikasının atıkları yakınındaki kumulları kirletmektedir. Petrol tankerlerinin sintine atıklarını da birçok kumulumuzda görmekteyiz. Antalya, Manavgat’ta Titreyen göl otellerinin kanalizasyonlarının verildiği alan ise oradaki kumullar oldu. İstanbul Ağaçlı’da kömür çıkarılma alanları kumullar üzerindedir. Daha sonra bu bölgedeki kumullar İstanbul 3. Havaalanı altında kaldı. Son yıllarda çok çeşitli kumul temizleme makineleri piyasaya çıkmakta ve özellikle belediyeler tarafından kumullarımızdaki çakıllar ile birlikte doğal bitkilerin temizlenmesinde kullanılmaktadır.

Son yıllarda moda olmaya başlayan bir faktör ise, kumulların bulunduğu alanları kapsayan imar planları, çevre düzeni planları, yönetim planları vb. ile doğa veya kent parkı gibi projelerin uygulama alanları kumulları içine almakta. Antalya, Mersin ve Muğla’da son yıllarda kum heykel sergilerini de kumullarımız üzerindeki etkiler içinde saymak gerekiyor.

Sarıyer ve Demirciköy sahillerinin buralardaki belediyeler tarafından satışa çıkarılmaları, Bakanlar Kurulu kararı ile Sakarya, Karasu kumullarının “Serbest Bölge” yapılmak istenmesi, Özelleştirme İdaresinin Göksu kumulunun bir kısmını ve Samsun’daki bir başka kumul alanını tersane yapımı için firmalara vermesi ve Turizm Bakanlığının Anamur örneğinde olduğu gibi birçok kumulumuzu “Turizm Yatırım Alanı” ilan etmesi veya bu bakanlığın kumulları da içine alan kıyı alanları tahsisleri, kumullarımızın sahibinin olmadığını gösteren başlıca örneklerdir.

Adana’da Sugözü termik santralı bir kumulun yanı başında inşa edilmiş ve İstanbul’a su getiren Melen projesindeki toprak hafriyatı İstanbul Belediyesince Sakarya, Karasu kumulları üzerine dökülmüştür. Bilginin kaynağı kurum olarak bildiğimiz üniversitelerimizden Boğaziçi Üniversitesi’nin Kilyos kumulunda endemik yani dünyada sadece Türkiye’de olan kumul bitki toplulukları üstüne kampus binalarını dikmesi ve kumul alanının diğer kısımlarını da ağaçlandırıp deniz kenarını da plaj alanı yapması çok ilginçtir. Çevre Bakanlığının “Akdeniz Bölgesindeki mevcut ve alternatif kum ocaklarının tespiti” projesi de oldukça ilginçtir.

Kumul hakkında bilgisi olmayan çevre derneklerinden bazılarının örneğin Edirne kumullarında çevre temizliği adına kumullardaki doğal bitkileri temizlediğini gördük. Birçok kumulda ise, birçok kurumun çevre adına kumulları çiğneyerek çöp toplamaları ve bu şekilde kumullarımızın çevresini kurtardıklarını zannetmeleri de çok ilginçtir.

Türkiye’de kıyı kumulları böyle yağmalanırken devleti yönetenler örneğin Avrupa’da ve özellikle Hollanda, İngiltere, Fransa ve İspanya’da kıyı kumulları konusunda neler yapıldığını okumamak, duymamak ve görmemekte ısrar ediyorlar.

129 defa okunmuştur.
Yorumlar..
Henüz Yorum Yapılmamış
Diğer Yazıları..
KIYI KUMULLARI VE KORUNMASI ( 6 )
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ HAYALİ CİHAN DEĞER
KIYI KUMULLARIMIZI NASIL KULLANIYORUZ
KIYI KUMULLARA SALDIRI
KUMULLAR VE BAKIŞ AÇILARI
KIYI KUMULLARININ ÖNEMİ
İSMAİL UÇAKÇI

YESEVİ, BEKTAŞ-İ OĞUZ OCAKLARI AÇILMIŞ…!!!"
Prof.Dr. ANIL ÇEÇEN

DAĞ BAŞI TOPLANTISINDA KONUŞAN Prof.Dr. ANIL ÇEÇEN ÖNEMLİ MESAJLAR VERDİ . ÇEÇEN ŞUNLARI SÖYLEDİ:
Prf. Dr.TURAN USLU

KIYI KUMULLARI VE KORUNMASI ( 6 )
Prof.Dr.HAYRETTİN İVGİN

EN İYİSİ DEMOKRASİ VE PARLAMENTER SİSTEMDİR
Gürhan GÜRSES

NAKKAŞIM RABBİMDİR
CEVDET SEZGİN

BİR YOL HİKAYESİ 2.
HASAN KAYA

KÖYSEL DÖNÜŞÜM / TERSİNE GÖÇ
KAMİLE ÖZDEMİR

BELEDİYELERİN İŞ İSTİHDAMI
YASEMİN AKYOL

TEK GERÇEK HAZİNE: AİLE
SAİME HALAÇ

ÖLDÜREN SEVGİYİ KADINLAR OLARAK ASLA İSTEMİYORUZ
DERYA FİLİZ KORKMAZ

KORANA GÜNLERİNDE MARKALAR NASIL İLETİŞİM KURMALI?
AYSEL RAİFE AKKANAT

BİZ SENİN YAŞINDAYKEN
ANTALYA VALİLİĞİ’NDEN FIRTINA UYARISI
KARGOYLA UYUŞTURUCU GÖNDERECEKLERDİ
ELAZIĞ ECZACILAR ODASI BAŞKANI GÜLER: GRİP AŞ
CEZAEVİNE OPERASYON: BİRİ DOKTOR 12 KİŞİ GÖZA
BEYAZ MASA’YA BİR AYDA 891 BİN BAŞVURU
AYM, OSMAN KAVALA’NIN BAŞVURUSUNU KARARA BAĞL
POZİTİF VAKALARA BİLEKLİK TAKILACAK
İHTİYAÇ KREDİSİNE TALEP DURDU
BÖREKÇİDE SİLAHLI ÇATIŞMA: MERMİ YAĞDIRDILAR
PKK’LI 5 TERÖRİST TESLİM OLDU
KÖY ENSTİTÜLERİ YENİDEN AÇILMALI
İSTANBUL’DA TAKSİ VE SERVİSÇİLER İÇİN YENİ DÖ
AKP’LİLERİN DÜĞÜNÜNDE SALGIN UYARISI YAPAN PO
MESLEKTAŞINI ÖLDÜREN DOKTOR: SÖZLERİNİ ERKEKL
BAŞSAVCILIK: 7 HDP’Lİ VEKİL HAKKINDA FEZLEKE
GİDELİ 8 YIL OLDU: NEŞET ERTAŞ MEZARI BAŞINDA
BDDK SWAPTA LİMİTİ YÜZDE 1’DEN YÜZDE 10’A YÜK
KAVGAYA MÜDAHALE EDEN POLİS VE BEKÇİLERE SALD
AYASOFYA’DA YER ALTI YAPILARI KEŞFEDİLDİ
İBB’DEN ÖZEL TİYATROLARA DESTEK
ANKARA
Yazılım : Networkbil.net
Ana Sayfa Hakkımızda İletişim
 
Tüm hakları saklıdır 2012 ® www.turkiyeanadoluhaberleri.com