Ana Sayfa Hakkımızda Foto Galeri Video Galeri Z.Defteri İletişim
ENERJİ VE TÜRKİYE

Dünya genelinde artan nüfus, sanayileşme, teknolojinin yaygınlaşması, ekonomik ve sosyal kalkınma arayışları, bölgesel ve küresel organizasyonlar; bütün sektörlerin en önemli girdisi niteliğindeki “ENERJİ”yi her geçen gün daha stratejik hale getirmektedir. Geçen yüzyılda olduğu gibi 21. yüzyılda da Enerji Politikalarının dünyamıza yön ve şekil vereceği bölgemizdeki askeri,siyasi ve sosyal yapılardaki son gelişmelerden de açıkça görülmektedir.
28/04/2020 - 23:41
ABDULLAH ŞENOL
 
 

Ayrıca Enerji teknolojisi, üretimi ve tüketimi toplumların gelişmişlik düzeyinin ve yaşam kalitesinin en önemli göstergesidir. Ayrıca ülkelerin milli güvenliği ve geleceği açısından büyük bir güç olarak değerlendirilmektedir.  Bu durum ise Enerji politikalarının Ekonomi, Güvenlik ve Dış politikalarla birlikte planlanmasını gerektirmektedir. 

Enerji Sektörü, ülkemizin özellikle son yıllarda içine düştüğü ekonomik ve sosyal sıkıntıların giderilmesi işsizliğin azaltılması, üretimin artırılması, üreticinin rekabet gücünün yükseltilmesi açısından da büyük önem arz etmektedir.

 Ancak, bölgemizde ve yakın çevremizde Küresel güçlerin Enerji Stratejileri, Politikaları ve çatışmalarının bir sonucu olarak ortaya çıkan birçok önemli gelişme yaşanırken ,(Suriye,Irak,Afganistan, İran meseleleri,Mısır,Ortadoğu,Kuzey Afrika,Filistin-İsrail meselesi, Kafkasya,Gürcistan,Rusya ve Ukrayna daki siyasi gelişmeler, başta Doğu  Akdeniz olmak üzere bölgemizdeki petrol ve doğalgaz kaynakları ve bunların Avrupa’ya nakledilmesi gibi) Türkiye özellikle son yıllarda siyasi gündemlerle ve krizlerle meşgul edilmektedir. Bu önemli projelerle ilgili olarak Türkiye büyük oranda yönetilen ve yönlendirilen durumunda kalmaktadır.                                                    Küresel gelişmelerin yanında içeride de Enerji Bakanlığı , EPDK ve entegre yapıları giderek bozulan, yetişmiş elemanları zaman içinde tasfiye edilen, bağlı ve ilgili kurumlar arasındaki eşgüdüm ve yönetim eksikliği nedeniyle, sektör büyük bir karmaşanın içine sürüklenmiş, problemleri çözmekte yetersiz kalmışlardır.

Petrol Yasası, Maden Yasası ve Yenilenebilir Enerji Yasası gibi ulusal çıkarlarımız açısından hayati önem taşıyan birçok yasa kamuoyunda uzman kişi ve kurumlar tarafından yeteri kadar tartışılmadan adeta bir oldu-bitti şeklinde düzenlenmektedir.  

Bu genel değerlendirmeler yanında, özellikle son yıllarda ülkemizdeki Enerji Politikalarını, uygulamalarını ve gelişmeleri iyi analiz etmekte fayda vardır.

 Türkiye, üzerinde bulunduğu jeopolitik konumu ve bu bölgede yıllardır uygulanan Bölgesel ve Küresel Projelerin temel nedeni olan Doğalgaz, Petrol, Kıymetli Madenler, Enerji Üretimi ve bunların diğer bölgelere taşınması açısından büyük önem arz etmektedir. Bu durum çok akılcı ve milli çıkarlarımıza uygun bir şekilde değerlendirilmeli ve gerekli yatırımlar yapılmalıdır. Bu şekilde süreç iyi yönetilebilirse, ülkemiz Bölgenin Enerji Terminali olacak ve Dünya Enerji Sektöründeki stratejik önemi daha da artacaktır.

Türkiye, bunun yanı sıra, son dönemlerde toplam elektrik üretimindeki payı zaman zaman % 50 seviyesine çıkan  ithal doğalgaz ve ithal kömür gibi diğer dışa bağımlı yakıtlarla elektrik üretimini en aza indirmek, çevre ve insan sağlığını gözeterek başta hidrolik, rüzgâr,güneş, yerli kömür ve jeotermal olmak üzere yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı  ucuz, verimli ve güvenli elektrik üretimini gerçekleştirmek, sahip olduğu zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirmek zorundadır.

Aynı zamanda , geleceğe yönelik talep-üretim planlamaları da dikkate alınarak,  arz güvenliğini sağlamak üzere Nükleer Enerji konusunda da dışa bağımlı olmayan projeler ve çalışmalar yapmak, ülkemizin jeopolitik önemine uygun milli bir ENERJİ ve MADEN POLİTİKASI uygulamak, denetime açık kamu ve özel sektör işbirliği içerisinde gerçekten rekabetçi bir enerji piyasası oluşturmak zorundadır.                                                                                     Diğer taraftan, özellikle son yıllarda yeni yatırımların olmaması ve aşırı dışa bağımlılık nedeniyle Enerji Arz güvenliği konusunda ülkemizde yakın gelecekte büyük bir tehlike söz konusudur. Bu bakımdan, yerli ve yenilenebilir güç tesislerinin devreye alınması, iletim ve dağıtım tesislerinin yenilenmesi, yüksek kayıp-kaçak miktarının azaltılması ve öz kaynaklarımızın kullanılması gibi önlemler hızla gerçekleştirilmelidir. Aynı zamanda, Türkiye’nin kişi başına yılda ortalama 3200 kWsaat olan elektrik enerjisi tüketimi, yaklaşık 8000 kWsaat olan OECD  ve 6000 kWsaat olan AB ortalamasının çok altındadır.

Bilinen 12 milyar ton kömür rezerviyle dünyada 10. sırada olan ülkemizin Elektrik üretiminde yıllar itibariyle yerli kömür kullanım oranı   son yıllarda ne yazık ki giderek düşmektedir.Toplam elektrik üretiminde yerli kömür kullanımı önceki dönemlerde % 30 seviyelerindeyken 2019 yılı sonunda % 12  olarak gerçekleşmiştir. Ne yazık ki  % 10 kadar da ithal kömüre dayalı elektrik üretimi yapılmaktadır. Durum böyleyken gelişen çevreci teknolojilere rağmen, kömür rezervlerimizin en az 2/3’si atıl durumdadır.

Aynı durum özellikle Hidrolik kaynaklarımızın baraj tipi santraller olarak değerlendirilmesinde de sözkonusudur. Zaman içinde su problemlerinin daha da büyüdüğü Dünyamızda nehir tipi Hidrolik Santraller tarım ve  doğamıza da büyük zarar verdiğinden, daha ziyade baraj tipi Hidrolik Santraller kurmak suretiyle yeraltı ve yerüstü su kaynaklarımızın bilimsel ve rasyonel kullanımına ve depolanmasına önem verilmelidir. Toplam elektrik üretiminde % 22 seviyesine düşen barajlı  Hidrolik kaynak kullanımı giderek azalmaktadır. Önemli yenilenebilir enerji tipi olan Güneş, Rüzgar ve Jeotermal kaynaklarımız açısından durum mevcut potansiyelimize oranla çok küçük ve yavaş olarak ilerlemektedir, toplam elektrik üretiminde  bu zengin  kaynaklarımızın kullanımı yok denecek kadar azdır. Bir örnek vermek gerekirse Güneş potansiyeli açısından ülkemizin çok gerisinde olan Almanya’nın güneş enerjisi üretimi bize göre 10 kat daha fazladır.                                                                                                         

Benzer şekilde toplam elektrik üretiminde İthal Doğalgaz kullanımı da dışa bağımlılık içinde büyük yer tutmaktadır.Doğalgaz kaynakları açısından çok zengin olan Rusya’nın bile elektrik üretiminde doğalgazın payı % 15, Dünya ortalaması % 17 seviyesindedir. Ülkemizde ise, 2019 yılı sonu itibariyle ise, önceki yıllara göre biraz azalmakla birlikte, ithal Doğalgazın Elektrik üretimindeki payı % 30 seviyesinde gerçekleşmiştir.           İthal kömür ve petrol türevlerinin kullanımıda dikkate alınacak olursa, Rüzgar,Güneş,Kömür ve Hidrolik gibi yerli kaynaklarımız atıl vaziyette dururken, Toplam Elektrik Enerjisi Üretiminde % 50’ yakın seviyelerde ithal yakıt kullanılmaktadır.Bunun için ise her yıl dışarıya yaklaşık 15-20 milyar US Dolar ödeme yapılmaktadır.

Bunun yanında, ülke çapında yaygınlaşan ve toplam doğalgaz tüketiminin sadece 1/5’ini teşkil eden DOĞALGAZ İLE ISINMA yöntemi ise devlet tarafından desteklenmelidir.

Ancak stratejik açıdan, doğalgazın depolanmasına yönelik Tuz Gölü v.b. projeler çok yavaş ilerlediğinden gelecekte elektrik üretimi ve ısınmada büyük problemler yaşanabilecektir. Nitekim dünyamızda yaşanan başta büyük sayılarda göçler,salgın hastalıklar, askeri operasyonlar olmak üzere  sosyal,siyasal, ekonomik ve COVİD-19 gibi gelişmelere bağlı gelecekte Rusya ve İran tarafından uygulanabilecek  kısıtlamalar bu tehlike ve problemlere örnek gösterilebilir.  Diğer taraftan, son yıllarda Doğalgaz Birim Fiyatlarındaki aşırı yükseliş büyük şehirlerde yaşayan vatandaşlarımıza  yeni ve ağır ekonomik yükler de getirmektedir.        

 Bu ve benzeri dışa bağımlı enerji politikaları ve uygulamaları, enerji maliyetleri ve fiyatları açısından da, OECD ve AB  ülkeleri arasında en yüksek rakamların ülkemizde ortaya çıkması sonucunu getirmektedir.

 Öte yandan, buyük oranda yapılan özelleştirmelere rağmen, Elektrik iletim ve dağıtımında Uluslararası kabul edilebilir kayıp/kaçak oranı %6 olmasına rağmen ülkemizde elektrik kayıp ve kaçağı % 13 civarında gerçekleşmektedir.Bu durum ise,her yıl yaklaşık 2-3 milyar dolar  kayba neden olmaktadır.

Yapılan talep-üretim projeksiyonları ve ülkemizin ihtiyaç duyduğu kalkınma hızı dikkate alındığında 2023 yılına kadar Elektrik Enerjisi üretimi için mevcut 87 000  MW kurulu güce (önemli bir kısmı ekonomik ömrünü tamamlamıştır) ilaveten 40 000 MW daha güç tesis etmek zorunluluğu vardır. Bu durum sürdürülebilir bir kalkınma ve ortalamalara yakın bir yaşam kalitesi için iletim, dağıtım ve mevcut tesislerdeki yenileme yatırımları da dikkate alındığında yaklaşık 70-80 milyar $ Elektrik Enerjisi yatırımını gerekli kılmaktadır. Bunu kısa zamanda sağlamak üzere kamu ve özel sektör birlikte hareket etmelidir.

 Stratejik ve ekonomik olarak arz güvenliğini de sağlamak üzere 2023 yılı Elektrik üretim kombinasyonunun öncelikle büyük ölçüde Hidrolik, Kömür, Rüzgâr, Güneş ve Jeotermal gibi yerli ve yenilenebilir kaynaklara ve bunun yanında uzun vadede Nükleer Enerji-Hidrojen gibi gelişen teknolojilere dayalı bir görünümde olması gerekmektedir. Türkiye’nin Enerji Kaynakları potansiyeli buna büyük ölçüde imkân vermektedir.                                                  

Bu durum ve yukarıdaki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, elektirik üretimindeki payı zaman zaman % 50 seviyesine varan ithal doğalgaz ve ithal kömür kullanımının azaltılması yanında, yerli ve yenilenebilir kaynak kullanımı ile hem enerji üretiminde çeşitlilik sağlanacak hem de dışa bağımlılığımız ekonomik ve stratejik olarak azalacaktır.Aynı zamanda sosyal, ekonomik ve büyük boyutlara varan işsizlik problemimiz büyük ölçüde çözüm bulunacaktır.

Diğer taraftan, Petrol, Doğalgaz, Bor, Toryum ve benzeri kıymetli yer altı kaynaklarımızın arama – üretim faaliyetleri kamu ve özel şirketlerimizle birlikte yoğun bir şekilde artarak sürdürülmeli, elde edilen sonuçların takibi ve denetimi yapılmalıdır.  Bunlarla ilgili yasa ve yönetmelikler milli menfaatlerimize uygun bir şekilde düzenlenmelidir.

 Netice olarak; sosyal, siyasal, ekonomik ve stratejik açıdan ülkemizin kalkınmasında büyük önem arzeden, geçmişte olduğu gibi uluslararası gelişmelerin bugün de temel belirleyicisi olan Enerji Sektöründe TÜRKİYE; zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını  ülke çıkarlarına uygun şekilde değerlendirmek, arz güvenliğini sağlayan, çevre dostu, ekonomik, öncelikle yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı, sanayiciyi, yatırımcıyı, çiftçiyi ve tüketiciyi destekleyen verimli ve planlı bir Milli Enerji Politikası belirlemek ve uygulamak zorundadır. Böylece tüm sektörlerin ana girdisi niteliğindeki enerji maliyetleri düşecek, üretim ve yatırım artacak, sanayicimizin rekabet gücü yükselecek ve istihdam probleminin büyük ölçüde çözümü sağlanacaktır.   

 

 

267 defa okunmuştur.
Yorumlar..
Henüz Yorum Yapılmamış
Diğer Yazıları..
ENERJİ VE TÜRKİYE
İSMAİL UÇAKÇI

Oğuz Türkmen Şehri Çorum İlinin adının menşei ve kısa tarihçesi
Prf. Dr.Turan Uslu

KIYI KUMULLARA SALDIRI
CEVDET SEZGİN

BİR YOL HİKAYESİ 2.
Gürhan GÜRSES

NAKKAŞIM RABBİMDİR
İSTENİŞ HAKAN TÜPLEK

BİZİM PATAGONYA
HÜSNÜ EKİZCELİ

PANDEMİ DÖNEMİNDE SOSYAL DEVLETİ ARAYANLAR
HASAN KAYA

KÖYSEL DÖNÜŞÜM / TERSİNE GÖÇ
HATİCE KÜBRA BİLİŞ ( Yazar )

ATAM İZİNDEYİZ!
KAMİLE ÖZDEMİR

Yaşama kaynağımız olan suyun ve toprağın kıymetini bilelim.
DERYA FİLİZ KORKMAZ

KORANA GÜNLERİNDE MARKALAR NASIL İLETİŞİM KURMALI?
ABDULLAH ŞENOL

ENERJİ VE TÜRKİYE
AYSEL RAİFE AKKANAT

BİZ SENİN YAŞINDAYKEN
MAVİ AKIM BORU HATTI MAYISTAN BU YANA ATIL, N
AYASOFYA İÇİN GERİ SAYIM: SAAT VE DETAYLAR BE
ADANA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI’NIN MAKAM O
EKREM İMAMOĞLU AÇIKLADI: HAVAİ FİŞEK UYGULAMA
İŞSİZLİK AÇIKLANDI: 1 YILDA 2,5 MİLYON İŞ KAY
SAĞLIK BAKANLIĞI’NDAN YENİ ÖNLEMLER: BERBER,
TÜİK ENFLASYONDA KİMSEYİ İKNA EDEMEDİ
METEOROLOJİ’DEN YAĞIŞ VE MARMARA İÇİN KUVVETL
BDDK’DAN VATANDAŞA KART KOLAYLIĞI
ŞIRNAK'TA PKK'LI 5 TERÖRİST TESLİM OLDU
TEM’DE YOLCU OTOBÜSÜ DEVRİLDİ! ÇOK SAYIDA YAR
MISIR DİKTATÖRÜ LİBYA KONUSUNDA ÖYLE BİR CEVA
SOFİANE FEGHOULİ TEKME ATTI, CÜNEYT ÇAKIR KIR
ANKARA’DA EZAN OKUMAK VE BİLGİSİZCE BU GÖREVİ
MUĞLA’NIN LAVANTA TARLALARI VATANDAŞLARIN İLG
RAKİBİNİN GÖĞÜSÜNE TEKME ATAN FEGHOULİ’NİN C
TFF’DEN 2020-2021 SEZONUNUN BAŞLAMA TARİHİ VE
FABRİKA SAHİBİ KONUŞTU, BELEDİYE ‘KÜLLİYEN YA
METEOROLOJİ’DEN BİRÇOK İLE GÖK GÜRÜLTÜLÜ SAĞA
‘BABACAN TAVIR’ KARARI TEPKİ TOPLAMIŞTI! YARG
ANKARA
Yazılım : Networkbil.net
Ana Sayfa Hakkımızda İletişim
 
Tüm hakları saklıdır 2012 ® www.turkiye anadoluhaberleri.com